Sessizliğin Haykırışı

‘Blog’da önemli olan iç güzellik!

Yorum bırakın

99 yılında New York’ta arıcılığın yasaklanmasıyla çağ atlayan bloglar konusunda uzman olan New York Times’tan Jeremy Zilar: ABD’de blogspot gibi milyonlarca kullanıcısı olan bir servisin tamamının kapanması mümkün değil. Bir bloğun başarısında, içeriğin nitelikli olması ve doğru işlenmesi şekil ve tasarımdan çok daha önemli!

New York Times gazetesinin 170’den fazla blogunun arkasındaki isim olan Jeremy Zilar, blogların ‘insani dokunuş’ ile gazeteler karşısında fark yarattığını söyledi. Zilar, zaman zaman Türkiye’nin gündemine gelen blog yasaklarını ise, “ABD Wikileaks’i bile yasaklayamazken onbinlerce blogun kapatılması mümkün değil” sözleriyle değerlendirdi.

Medya Derneği’nin katkılarıyla İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen “Yeni Medya Araçları ve Dijital Devrim” başlıklı konferansa katılan Jeremy Zilar, New York Times’ta 2006 yılından bu yana blog uzmanı olarak görev yapıyor. İşe 5-6 blogla başladıklarını söyleyen Zilar, şu an gazeteye ait 170’in üzerinde blog olduğunu ve bunlardan 58’inin düzenli olarak güncellendiğini belirtti.

Zilar, “Bizim için blogları geleneksel gazeteden ayıran en önemli şey insan dokunuşunu okura hissettirmesi. Klasik anlamda haber, genellikle yazarı metinden soyutlayan bir dile sahip. Blogların kişisel ifadeler ve izlenimler içermesi ilgiyi daha da artırıyor. Yani bloglar insanlara dokunarak gazetelere fark atıyor” dedi.

ABD WIKILEAKS’İ BİLE KAPATAMADI
Türkiye’de Şubat ayında blogger ve blogspot üzerinden yayın yapan onbinlerce blogun fişi, birkaç blogda yasadışı olarak futbol maçlarının yayınlanması nedeniyle çekildi. MHP’yi hedef alan gizli kamera görüntülerini yayınlayan web sitesinin mesajları nedeniyle Twitter’a da erişimin engellenebileceği konusu gündeme geldi. Bu gibi örnekler yüzünden sosyal medyanın adeta ipin ucunda olduğu Türkiye’de Jeremy Zilar’ı bulmuşken “ABD’de bir blog ya da web sitesi hangi gerekçeyle kapatılabilir” sorusunu sorduk. Sorunun ardından gelen kısa süreli sessizliğin ardından Zilar şöyle devam etti:

“Eğer blog yazarı, Google gibi bir hizmet sağlayıcı üzerinden yayın yapıyorsa aralarındaki hizmet koşulları anlaşmasının ihlali durumunda blog erişime kapatılabilir tabii ama bu çok nadiren yaşanan bir durum. Wikileaks olayında da gördüğümüz gibi Pentagon ve Dış İşleri Bakanlığı’na ait çok gizli belgeler internette yayınlandı. Bu sıra dışı olayda bile siteye erişimin engellenmesi gündeme geldiğinde pek çok internet kullanıcısı, ‘Benim de blogum var, ben de Wikileaks’e bir şeyler gönderiyorum. Beni nasıl yasaklayacaksınız’ diyerek tepkisini gösterdi ve neticede konu sürüncemede kalarak kapatıldı. Sadece ordu, askerlerin bu siteye girmesini yasaklayabildi. Wikileaks için bile durum böyleyken ABD’de blogspot gibi milyonlarca kullanıcısı olan bir servisin tamamının kapanması mümkün değil.”

DİJİTAL ABONELİK SİSTEMİ HENÜZ EMEKLEME AŞAMASINDA
Yüksek maliyetler nedeniyle kârı her geçen yıl düşen New York Times 28 Mart’tan itibaren dijital abonelik sistemine geçtiğini duyurmuş ve ilk üç hafta içerisinde 100 binden fazla dijital abone kazanmıştı. Buna karşın henüz yolun başında olduklarını söyleyen Jeremy Zilar, “New York Times bir risk alarak bu işe başladı. Şu ana kadar projenin tahmin edilenden iyi gittiği görülüyor ama bu konuda bir çıkarım yapmak için henüz çok erken” diye konuştu.

YENİ BİR BLOG FİKRİ 6-8 AYDA HAYATA GEÇİYOR
Gazetede yeni bir blog projesi için ortalama 6-8 ay süren bir çalışma yaptıklarını ifade eden Zilar, yazarların ve editörlerin bloglarını geliştirmelerine yardımcı olduğu kadar bloglarda kullanılan yeni medya araçlarını ve teknik altyapıyı da belirlemekle görevli. İşte uzmanından blog yazarlarına tavsiyeler:

İyi bir blogun sırrı: Parlak bir fikir bulun
Bir bloğun başarısında, içeriğin nitelikli olması ve doğru işlenmesinin şekil ve tasarımdan çok daha önemli olduğunu söyleyen Jeremy Zilar, “İnsanlar başarılı bir blog için blog isminin fazlasıyla yaratıcı ve esprili olması gerektiği gibi yanlış bir fikre sahip. Oysa durum böyle değil. Adı vasatın altında kalsa da internette son derece başarılı olan sayısız blog var. İçeriğin, tasarım ve ismin arkasında kalmasına izin vermeyin. Unutmayın, okuyucuların yüzde 90’ının dikkatini çeken şey, yazının içeriği ve nasıl yazıldığıdır” dedi. Her bloğun bir manifestosu olması gerektiğini söyleyen Zilar, altın kuralın amacı iyi belirlemekten geçtiğini dile getirdi.

Blogun bir numaralı katili: Suçluluk duygusu
“Bloğunuzu kardeşinizin ya da arkadaşlarınızın izlemesi önemli değil. Önemli olan hedef kitlenize ulaşabilmektir” diyen Zilar, kişisel blogların bir numaralı katilinin ise suçluluk duygusu olduğunu vurguladı. “Blogun sürdürülebilir olması için kendinize ‘her hafta şu gün şu saatte yazacağım’ gibi ulaşılabilir hedefler koyun. Çünkü bir süre yazamadığınızda suçluluk duyarsınız. Bu suçluluk gün geçtikçe büyür ve sonunda blogu tamamen gözden çıkaracağınız kadar devasa bir hal alır. O yüzden ulaşılabilir hedefler belirlemek çok önemli” dedi.

Üzülmeyin, ABD’de de blogdan para kazanan yok!
Reklamverenlerin her geçen gün internet reklamlarına daha büyük bütçeler ayırmasına rağmen blogların gereken payı alamadığını söyleyen Zilar, “Maalesef ABD’de de sadece kişisel blogunda yazarak aldığı reklamlarla hayatını idame ettirebilecek bir gelir elde edebilen çok küçük bir blogger grubu var” dedi.

SAVAŞ MUHABİRLERİ CEPHE HATTINDAN BLOG YAZIYOR
At War: Notes from the front lines (Savaşta: Cephe hattından notlar) adlı blog ağırlıklı olarak Afganistan, Pakistan ve Irak gibi çatışma bölgelerinde görev yapan savaş muhabirlerinin yazılarından oluşuyor. Kimi zaman Onur Madalyası alan bir askerin yaşadıkları üzerinden ABD’nin ‘savaşlar tarihi’ni mercek altına alan, kimi zaman ise Libyalı isyancıların arasındaki bir gazetecinin gözünden bölgedeki dramı aktaran bu blog, takipçilerine klasik gazete haberlerinde pek de yer almayan muhabirlerin kişisel tanıklıklarına ve analizlerine ulaşma imkânı sunuyor. http://atwar.blogs.nytimes.com/

NEW YORKLULAR TAZE BALI BLOGGERLARA BORÇLU
ABD’de bloggerların kamu otoritesi üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçek haline gelmiş durumda. New York’ta ise durum bir adım daha öteye geçti. Belediye tarafından yasaklanan arı yetiştiriciliğine karşı bloggerların başlattığı eylemin sonucunda elde edilen zafer bu alanda adeta bir milat sayılıyor.

Her şey New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani’nin 1999 yılında aldığı bir kararla, kentte arı yetiştirilmesini yasaklamasıyla başladı. Bunun üzerine ‘yeraltına’ çekilen New Yorklu arı severler çatılara ve balkonlara yerleştirdikleri kovanları değişik renklere boyayarak gizli gizli arı yetiştirmeye devam etti. Gizlenmekten bıkan ve sanal alemde direnişe geçmeye karar veren bir grup internet kullanıcısının oluşturduğu blogla başlayan tepki, paylaşılan linkler ve oluşturulan bağlantılar ile hızla büyüdü.

Kısa sürede arı yetiştiriciliğiyle ilgilenen birbirinden habersiz yüzlerce kişinin bir araya geldiği bir platforma dönüşen blog, sonunda yetkilileri geri adım atmak zorunda bıraktırdı. New York Times blog uzmanı Jeremy Zilar, basit gibi görünen bu örneğin aslında son derece önemli olduğunu belirterek, “Artık New York’ta her yerde arı kovanları görebilirsiniz. İşte blogların bu şekilde hayatın akışını değiştirebilecek bir gücü var” diye konuştu.

Yazar: bagermarhan

Aslında söylediklerimden çok, sakladıklarımda gizliyim. En iyisi anlamak için konuştuklarımdan çok, sustuklarıma kulak ver!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s